Zihinsel Engelimiz var mı?

Hayatımızı tamamen ele geçiren şey ne biliyor musunuz? Bizi neredeyse tüm yaşamımız boyunca küçük küçük yok eden şey de o. Zihinsel engellerimiz, yani kendimiz.

Çocukluğunuzda ne kadar neşeli ve meraklıydınız. Hayal etmeye başladığınızda ucu bucağı olmayan bir dünyanız vardı. Oraya kimse giremez, düşüncelerinize asla engel olamazlardı. Zaten hiç kimse bir oyuncakla oynarken hayallerinizi durdurmazdı. Hayali tren istasyonunuza birisi gelip “burası gerçek değil, hemen gerçek dünyaya dön” demezdi.

Oysa şimdi kimseye ihtiyacınız da yok, bunu zaten kendiniz kendinize yapıyorsunuz. “Saçmalama o kadar da değil”, “Sen kimsin böyle bir projeye başlayacaksın?” “Zaten yeterli kaynağı asla bulamam”, “O arabayı almamın imkanı yok.” Tanıdık geldi mi?

Eminim gelmiştir. Yetişkin hayatımızın hemen hemen tamamını bu ve bunun hakim olduğu bir ruh haliyle yaşıyoruz. Bu yüzden az ile yetinip, emeklilik gibi yalnızca basit huzurları kovalıyoruz.

İçten içe bir yerlerde hatalı bir şeyler olduğunu hissediyor, kendimize bu yaşadığımızın daha fazlasını hak ettiğimizi itiraf ediyoruz bazen. Bir başkasının hayatını yaşıyormuşuz da bir gün bir fırsatla bu hayattan kurtulacağımız hissi kadar gerçek dışı bir duygu durumunun içine düşebiliyoruz.

Basit bir örnekle açıklayayım:

Şimdi en çok yapmak istediğiniz ve nispeten ulaşılabilir hayalinizi düşünün. Örneğin yeni bir iş kurmak olsun hayaliniz. Hemen ardından ikinci olarak aklınıza gelecekler sırasıyla; “Saçma!” “Hiç gerçekçi değil”, “Kredilerim var, düzenli olarak çalışmalıyım”, “Çocuklar var”, “Eşimin yüksek lisansı”, “Zaten riskli, ya kazanamazsam” vs vs.

Yani zihnin hayal kurmana bile engel oluyor. Yapabileceklerini engellemek adına hayalinin kat be kat fazlasını imkansızlık olarak sunuyor sana. Bunu konfor alanını terk etmemek için yapıyor. Çünkü insan beyni günümüzde yaşadığımız modern hayata göre evrilmedi. Çünkü yüzbinlerce yıldır üremek, uyumak, avlanmak ve yine aynılarını yapmak üzerine kurulu motivasyonu. Oysa şimdi boğuştuğumuz modern hayat hiç ona göre değil. Bu yüzden hep kolayı tercih ediyor. En zor şartlarda bile önce “konfor” diyor.

Bunu ilk olarak sigarayı bırakmak istediğimde fark etmiştim. Bırakmamak için kendime uydurduğum yalan ve bahaneler korkunçtu. Bu yüzden şimdi sigarayı neden bırakmıyorsun diye sorduğum herhangi birinden aldığım yanıtlar beni çok üzüyor. Böyle bir yalana insanın kendini inandırması bile hayret verici.

İnsanın gerçekte başarıyı ya da ulaşmak için hayal ettiği yeri hak edip etmediğine ikna olması gerekir. Çoğu zaman orayı hak etmediğimizi düşünürüz. Biz kimiz ki? Çoğu insandan şunu duyarsınız: Herkes patron olmak istiyor peki o zaman kim çalışacak? Korkmayın, bu asla olmaz ve çalışacak birileri de hep olur.

Hak etmeyişimizi de tahminler üstüne kurarız: “İşsiz kalırsam her şey biter. Bir daha böyle bir iş bulamam, yeterince çalışmıyorum, ilgili eğitimim yok, azimli biri değilim, benden olmaz zaten.” Yani beyniniz yine sizi korkutarak durdurmak için elinden ne geliyorsa yapıyor.

Tabii bu düşünce sisteminde yalnız da değiliz. Çevremizdeki hemen hemen herkes aynı zihin yapısında olduğu için benzer sesler bir kez daha yükselir; “saçmalama gerek yok, o iş tutmaz, bana biraz riskli geldi, bunun için para lazım, biz de şans yok ki” bu liste uzar gider…

Kendi engelli hayatlarının bir kopyasını görmek insanlara iç huzuru verir ve egolarının başını huzurla okşar “Ben yapamadım, zor olduğu için değil zaten kimse yapamıyor, çok özel bir kaç kişi var onlar yapabiliyor.” İşte başarının nasıl oluştuğuna dair fikirleri olmayan insanların kendilerini kandırmasının bir başka yolu daha.

Kendimizi olduğumuzdan daha düşük görüyor, hırpalıyor ve azarlıyorsak muhtemelen neye sahip olduğumuzu bilmiyor olabiliriz.

Becerilerinizi bir gözden geçirin, hatta bir yere yazın. Neleri yapabildiğinizi gördüğünüzde hayret edeceksiniz.

Eğer hiper odaklanma durumuna geçerseniz özgürleşirsiniz ve gerçek benliğinizi görmeye başlarsınız. İşte o zaman potansiyeliniz özgürleşir ve bilinçaltınız gerekli zemini yaratmaya başlar. Öğrenmeyi bırakmaz, odaklanır ve yapmayı en çok sevdiğiniz şeyi yaparsanız her şey mümkün. Güçlü olun ve öğrenmeyi bırakmayın.

Her insan doygun ve hayallerini gerçekleştirdiği bir hayatı yaşamayı hak eder. İnsan olduğunu bildiği ile olmayı istediği yeri tercih etme hakkına sahip. Bu tercihi yapmak yalnızca sizin elinizde.

Kendiniz ve aileniz için iyi bir hayat kurmayı tercih etmelisiniz. Hemen hemen her şeyi uçlarda radikal şekilde de yapmak zorunda değilsiniz. Yani yarın işinizi bırakmanız gerekmiyor. Paralel yollar kurmalı ve tam olgunlaşana kadar o yolu zorlamalısınız. Bunun içinde bugun bebek adımlarını atmalısınız.

Yapmak zorunda olduğunuz tek bir şey var: Olumsuz düşünmeyi bırakıp, kendinizi ve çevrenizdekilerin %99’unu dinlememek. Eğer dinlemeniz gereken o %1‘i bulursanız çok şanslısınız. Ne derse yapın. Çünkü muhtemelen sizden 10 adım ilerde ve size önderlik edecek bir birikime sahiptir.

Nereye odaklanırsanız, enerjiniz de oraya akar. Doğru yol; işin kendisine değil hedeflere odaklanmak olmalı.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Comments are closed