Hikâyenin asıl bilmediğiniz kısmı önemli!

Medya bize yalan söylüyor. Bill Gates ilk bir milyonunu kazandığında 10 yıldan fazla süredir becerilerinin üstünde çalışıyordu. Ani bir atılımla bir anda yıldız olmadı, bunun için yıllarca uğraştı. Tutku duyduğu alanda bıkmadan çalıştı. Elbette yalnızca çalışması yeterli değildi.

Ekibindeki insanların bir gün ondan habersiz Windows 3.0’ı kullanıcı arayüzü ile çalışacak şekilde oluşturdukları sistem onun beklediği bir gelişme değildi. Bu sayede bir gecede Windows 3.0 oluştu ve milyonlarca sattı. Geri kalan hikâyeyi biliyorsunuz ama asıl önemli olan ise hikâyenin bildiğiniz değil bilmediğiniz kısmı.

Bu konu hakkında kitaplar dolusu konuşmak da mümkün, bir kaç cümlede özetlemek de. Eminim çevrenizde hemen hemen herkesin bu konuyla ilgili bir önerisi vardır. “Çok çalışmak lazım”, “CEO’lar hiç uyumuyorlarmış”, “Başarılı insanların 12 alışkanlığı” gibi sayısız safsata ile dolu dünya. Oysa başarı aslında çoğu zaman tesadüfidir.

Yani sadece çok çalışmak tek başına asla yeterli değil. Fırsatları değerlendirme anı geldiğinde o fırsatları değerlendirecek zemine sahip olmalısınız. Yani karşınıza çıkan fırsatı tepmemek için gerekli donanıma sahip olmalısınız, bunu da ancak okuyarak ve sürekli vizyonunuza ve kendinize yatırım yaparak elde edebilirisiniz.

İş dünyasına yeni bir bakış açısı getiren ve “Pazarlamanın Yeni Tanrısı” olarak kabul edilen yazar Malcolm Gladwell herhangi bir konuda başarıya ulaşmanın yalnızca yetenekle değil o konuda 10.000 saat pratik yapmak gerekliliğinden bahseder. Bu son derece doğru fakat eksik bir teori. Eksik olansa yukarıda bahsettiğim hikâyenin bilinmeyen kısımları. Yani tesadüflerin yarattığı eşsiz fırsatlar. Bunları algılayabilecek zihin yapısı ise ancak çok fazla üstüne düşündüğünüzde gerçekleşiyor.

Bugün etrafınızda gerçekten başarılı olduğunu düşündüğünüz birine nasıl başardığını sorduğunuzda elle tutulur bir cevap veremediğini görüsünüz. Çok çalışmak, iyi insanlarla birlikte olmak vs. gibi genel geçer laflar duyarsınız büyük olasılıkla. Çünkü cevabı o da bilmiyor. Gerçekten! Şansın çok büyük yardımı olduğu gerçeğini kabullenmek ve şansı yaratmak için bir zemin oluşturmamız gerektiğini unutmamalıyız.

Frans Johansson Kader Anı kitabında Howard Schultz’un o günlerde Seattle’daki küçük bir dükkânı varken fuar için gittiği Milano’da kahve barlarını gördükten sonra geliştirdiği iş fikri sayesinde Starbuck’ın bugün bildiğimiz iş modelini kurmasından bahseder. Onun Milano’da olması bir tesadüftür.

Howard Schultz’un Milano’da gördüğünü o güne kadar binlerce insan görmüştür ama bir iş fikrine dönüştürecek zemine sadece o sahiptir ve bunu bu sayede bir fırsata çevirebildi. Zaten kahve çekirdekleri sattığı bir dükkânı vardı, bir köşesine bir barista ve insanlara adıyla seslenip havalı latteler sunma fikrini Amerika’ya taşımasıyla olağanüstü bir servete sahip oldu.

Planlanmayan detaylara dikkat etmek

Başarılı değil, başarısız olmayı hedeflemek daha doğru. Böylelikle kazanacağınız parayı değil daha az nasıl zarar edeceğinizi planlarsınız. Bu da tüm birikiminizi yok etmek yerine size küçük bir deney yapma fırsatı verir.

Hayat dev bir kumar ve bu kumarı hemen hemen her gün oynuyor. Yirmi birinci yüzyılın en önemli fizikçisi Stephen Hawking Tanrının bile zar attığını, üstelik bunu gözleri kapalı olarak yaptığını söylüyor. En basit kararı alırken bile bahis halindeyiz. Hesaplanmış riskleri büyük işler planlarken ölçüp biçiyoruz ama yeni bir işe girerken aslında yine kumar oynuyoruz. Tüm riskli yolları elediğimizi düşündüğümüz anda bile o asla dikkat etmediğimiz ve planlamadığımız detaylar bir anda büyük bir engel olarak karşımıza çıkabiliyor.

Tahmin edilebilir yollara sapmak, riskleri minimize etmek daha doğru bir yaklaşım. Yatırım araçları için de bu geçerli. Tüm yatırım uzmanları yatırım sepeti yapmanızı tavsiye eder. Yani farklı araçlara yatırım yaparsanız biri zarar ettiğinde sepetteki diğer aracın kârı ile zararını karşılarsınız derler. Oysa yatırımda kazanmamın altın kuralı nerede girip nerede çıkacağınızı bilmektir. Yüksek risk yüksek kazanç getirir.

Hiç kimse güvenli kıyılarda gezinirken Amerika’yı keşfetmemiştir.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Leave a Reply