E-ticaret işinde nasıl Sı*tım?

Sı*mak değil batırmak da diyebiliriz. Bir başarısız girişim hikayesini de ben yazayım madem .

Workz benim ajansçılık alanı dışındaki ilk e-ticaret projemdi. O zamanlar sevgilim olan Gülhis de bir art directordü. İkimizde hali hazırda profesyonel hayatlarımıza devam ediyorduk. Yıl 2012.

Pazar araştırması yaptığımızda tasarım odaklıklı el yapımı ürünlerin satıldığı bir platform yoktu. Özelleştirilmiş bir pazar-yeri iş modeliyle çıktık.

Bir tasarımcı olduğum için estetik çıta çok yukarıdaydı. Ürünleri Türkiyenin çeşitli yerlerindeki farklı alanlarda işler yapan tasarımcılardan toplayacak fotoğraflarını, çekecek ardından listeleyip tüm lojistik operasyonundan da ben sorumlu olacaktım.

Projenin üzerinde uzunca bir süre çalıştık, çünkü her şey mükemmel olmalıydı. Bizi destekleyip yalnız bırakmayan arkadaşlarımız vardı, haliyle isim üstüne de hep birlikte kafa yorduk bir kaç hafta. Ardından isim bulundu: Workz. Logo tasarlandı, her şey harika gidiyordu.

Bu arada evin bir odasını stüdyoya dönüştürdük. Oldukça pahalı ve KESİNLİKLE olmazsa olmaz kamera, ışık, lens, sonsuz fon gibi ekipmanlara hatırı sayılır paralar ve teknik olarak öğrenmek için oldukça zaman harcadım.

Artık harika fotoğraflar çekiyordum. Bu kadar güzel fotoğraflara satış kaçınılmaz!

Zorluklar ufak ufak baş verdi:

Online ticaret yapabilmek için bir sağlayıcıdan hizmet almak ya da şimdilerde pek moda olmayan bir yöntemle bir yazılım ekibinden bir site yapması için anlaşmanız gerekiyordu.

Araştırmalarım beni Shopify’a götürdü. O zaman ülke içinde henüz kimsenin pek bilmediği kolayca satış yapmaya başlayacağınız bir altyapı sağlıyordu. Bir tema aldım, kendime göre şekillendirdim ve bu bile bir aydan uzun sürdü.

Bu sürece paralel olarak bir şahıs şirketi kurdum. Kredi kartı ile satış yapabilmek için bir şirketiniz olmalı ve vergi ödemelisiniz. Shopify için o sıralarda yalnızca Garanti Sanal posunun entegrasyonu vardı, ben de onu tercih ettim. Şirketin kurulmasından hemen sonra sanal posa başvuruyordum, o da yaklaşık bir ay sürdü.

Her şey yolunda değildi ama sırasıyla problemleri çöze çöze ilerliyordum. Bu sırada hiç bir tohum yatırım arayışım da yoktu yatırımcı Fikrime aşık ve güzel bir iş yapmanın verdiği tatmin duygusuyla bunu pek önemsemiyordum. Zaten benzer bir işi yapan olmadığı için kendimi de rakipsiz görüyordum.

Türlü teknik zorlukların ardından açılışı birer kadeh şarap eşliğinde yaptık. İlk e-ticaret projemiz hayırlı olsundu…

Facebook reklamlarına başladım hemen. Ufak ufak trafik de gelmeye başladı. İçinde olduğum sektörün dinamiklerini tekrar keşfettiğimi ve bir çok şeyi bilmediğimi fark ettim acı bir şekilde. Ama olsun; hem öğreniyorum hem kendi işime yatırım yapıyorum gibi düşünüyordum. Bu her şeyden önce önemli bir tecrübe olacaktı.

Sosyal medyada lafı sözü geçen insanların da tüvitleriyle, postlarıyla hem satışlar gelmeye başladı hem trafik.

Sağa sola röportaj veriyoruz, editoryal içeriklere konu oluyoruz.

Bu günlerden birinde Galata’da bulunan bir ofisten sipariş aldık.Şimdilerde zet diye bildiğiniz projenin ofisi bizden sipariş verdiler, yetmedi mail attılar gelin bizde dükkan açın diye. Konsept tasarımlarını da göndermişler ilginç benzerlikler var bizim sitemizle. Sonra baktık ki milyon üstü bir yatırımla pazar yeri iş modeliyle girmişler işe. Hiç öyle estetik kaygıları falan da yok, her tasarımcı kendi tezgahını kuruyor, bir standart da yok listeleme konusunda. Telefonla fotoğraf çekip koyabilirsin yani.

Biz bir yılı aşkın süre devam ettik. Hem çalışıp hem tüm süreci yönetmenin zorluklarını anlatmanın yolu yok. Siteyi düzenle, siparişi al, paketle, kargola… Kargonun takibini yap. Tek bir iade bile olmadı.

Sosyal medya hesaplarını da kendim yönettim.

Tek bir şikayet dahi olmadı tüm süreçte. Bir ürün bile iade edilmedi. Bir keresinde Cihangir’de bir paketi kendi motosikletimle ellerimle götürdüm, kargo firmasının işini düzgün yapamaması yüzünden.

Sona doğru

Yukarıda da dediğim gibi girişimcilik adına benim için eşsiz bir deneyimdi. KDV, muhtasar gelir-gider, muhasebe masrafı nedir onları iyice öğrenmiş oldum. Bir işin fikirden daha fazlası olduğunu ve onu hayata geçirmenin zorluklarını fazlasıyla deneyimledim. O zaman bir e-ticaret sitesi kurmak için, özellikle bu konulara yabancıysanız, içinde aylarca boğuşacağınız bir derdiniz var demekti. Bence hala öyle ama şu an her an her şeyi internette satabilirim çünkü tüm yollarıyla, yönleriyle bu temele sahip oldum.

Bir iş yaptığınızda çevrenizdekilerin takdiri dışında onlardan pek bir gelir sağlayamayacağınızı… Başarının, başarısızlık yanında çok bir esamesinin okunmadığı, başarısız olmanızın daha çok ilgi çektiği vb. konularda oldukça deneyim edindim.

Başarı ve başarısızlık diye bir şey olmadığını, bunların bir deneyimin farklı parçaları olduğunu öğrendim.

Özellikle e-ticaret sektöründe, yıllık geliri beyaz yakalıların bile oldukça düşük olduğu bir coğrafyada iş yapmak biraz sattığınız şeyle de doğru orantılı. Bu süreçte benim öğrendiğim en önemli şey; kendi beğendiğim ve içinde gezmekten keyif alacağım bir mağaza ve iş kurmak oldu. Bunu takıntı haline getirmiş, çok büyük efor sarf ederek her şeyi öğrenmeye çalışmıştım.

Fotoğrafların estetik kalitesinden, metinlerin özel bir dili olması için uğraşmaya kadar her şeyi yapabildiğimin ötesine taşımaya çalışmak çok büyük bir hata olmuştu.

Oysa her kullanıcının kendi mağazasını açabildiği bir iş modeli ile 2 yıl içinde milyonluk bir exit yapıp başka işlere yönelebilirdim belki de(!) Fakat ben fotoğrafta kullanacağım lensin kaç F değerinde ne derinlik verdiğinden, paketin ne kadar profesyonel göründüğüne kadar her konuda mükemmeliyetçilik belasına saplanıp kalmıştım.

İş yaptığınız coğrafyada el emeği ile üretilen şeyin ne kadar değer gördüğü sizin yaptığınız işten bağımsız olarak gelişmiş bir kültür meselesi. Bunu değiştirmeye çalışmanız size yalnızca efor sarf ettirir, başka da bir işe yaramaz. Eğer bir romantikseniz tam aksini acı şekilde tadarsınız.

Yine aldığım derslerden biri; bu işleri yapmış insanlarla mutlaka bir araya gelip fikir danışmanın ne kadar önemli olduğu konusu. Ben bunu pek yapmadım. Oysa mentorluk alsam, yine belki de daha faydalı sonuçlar yaratabilirdim. Akıl hocalığı konusunun ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu son yıllarda iyiden iyiye öğrenmiş oldum.

Sonuç olarak iyiki yaptım diyorum. Asla bir gününden bile pişman değilim ve hala profesyonel iş hayatımın yanı sıra farklı projeler üstünde çalışıyorum. Çünkü girişimcilik, yalnızca girişimciyseniz anlayabileceğiniz bir ruh hali.

Şimdi bir fikri ölçüp biçerken yalnızca şunu düşünüyorum:

Geminin yürüyebilmesi, onun ne kadar güzel olduğundan daha önemlidir.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Leave a Reply